Get Adobe Flash player

Ali Başaran: Hocamız

Ali Başaran: Hocamız
Buraya Reklam verebilirsiniz bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort istanbul escort istanbul escort bayan bayan escort şişli escort mecidiyeköy escort kadıköy escort bodrum escort izmit escort

Y.T. : Ankara Üniversitesi Beypazarı MYO’da uzun yıllar hizmet veren Sn. Hocamız Ali Başaran 2013 yılından günümüze Karabük Üniversitesi İşletme Fakültesinde görev yapıyor. Sn. Hocamız Beypazarı’nda iktisadi yönelimler hususunda geçmiş yıllarda kısa makaleler yazıyordu ve mahalli basında yayınlanıyordu. Bugün Sn. Hocamızdan kısa, orta ve uzun vadede Beypazarı ve çevresinin iktisadi istikbaline dair tahminlerini, önerilerini soracağız. Sn. Hocam öncelikle Beypazarı’na ve haber sitemize görüş ve önerilerinizle katkılarınız için teşekkür ederiz.23.07.2019 13:28

A.B. : Kıymetli hemşerilerimize görüş, öneri, tahminlerimizi sizin aracılığınızla eriştirebildiğim için ben size teşekkür ederim.

Y.T. : Sn. Ali Hocam, kısaca Beypazarı iktisadi tarihini hatırlattıktan sonra bugün ve geleceğe yönelik konuşalım inşallah.

A.B. : Beypazarı iktisadi tarihi aslında yaşanmış ve kalmış. Derleyip, toplanıp bir belgesel ya da kitap haline getiren çıkmamış, ben böyle biliyorum. Dolayısıyla sistematize edilen, bölümlendirilen Osmanlı ve Cumhuriyet devirlerini kapsayan Beypazarı iktisadi tarihine ilişkin bir belgesel ya da kitap yok.

Y.T. : Neden yok?

A.B. : Ciddi bir belgesel ya da kitap uzun yıllar gerektirir. Tarihi kayıtları, kalıntıları arama, bulma, tasnif, tahlil, tetkik, topluma sunma aşamaları gerektirir. Bazı hususlarda bir kişinin yetenek ve bilgileri yeterli olmayabiliyor. Bir ekip oluşturup, araştırmayı bölümlendirip, ekip mensuplarının kendi bölümlerini hazırlamaları halinde mükemmel bir eser çıkabilir. Söylemek istediğim Beypazarı iktisadi tarihine ilişkin benim bilgilerim, bana erişen bilgiler yeterli değil. Sizin vasıtanızla kendilerinde önemli belge, bilgi olduğunu iddia eden ya da benim eksik ya da yanlış bilgi aktardığımı iddia edenler olursa eksik ya da yanlışları tamamlarsa, ellerindeki belge ve bilgileri toplumla paylaşırlarsa bu vesileyle memnun olurum.

Y.T. : Sn. Hocam bildiğiniz kadarıyla Beypazarı iktisadi tarihini hakkında ana hatlarıyla neler söyleyebilirsiniz?

A.B. : Osmanlı devrinde Beypazarı’nın iktisadi durumu çevresindeki diğer Anadolu şehir ve köylerindeki gibi. Yani Beypazarı ekonomisi Osmanlı idaresinin iktisadi yapısından ve politikalarından etkilenmiştir. Köylerin toplam nüfusu şehir merkezinden daha kalabalık. Köylüler yılın mevsimlerine göre iktisadi üretim ya da tüketim borç, alacak, panayır, hatta evlenme planlaması yapıyor. Köylüler Beypazarı şehir merkezine sık gelmiyor, gelmesine de gerek yoktu. Yiyecek, giyecek, yakacak, vd. ihtiyaçlarını köy ve yakın çevresinden temin ediyorlardı. Paraya çok ihtiyaç yok. 1950’li yıllarda Türkiye’de traktör sayısı 40.000’i aşıyor. Halil İnalcık rahmetli bunu Anadolu’da binlerce yıldır süregiden üretim, tüketim yapısının, strüktürün değişiminin işareti olarak görüyordu. Çiftlik bir çift öküz ile işlenebilecek araziyi ifade ediyordu. Öküzün zamanla üretim sürecinden çekilmesi köy ve köylü yapısını değiştiriyor. Bunu aklımızdan çıkarmayalım.

Y.T. : Başka Beypazarı iktisadi yapısını, strüktürü dönüştüren önemli etkenler nelerdir?

A.B. : Beypazarı’ndaki iktisadi dönüşüm Osmanlı merkezi yönetiminin, Cumhuriyet merkezi yönetiminin politikalarından etkilenmiştir. III. Selim ile birlikte Osmanlı’da başlayan sistemin (yönetim, ordu, toplum) Batı örneğinde dönüştürülmesi hareketi günümüze kadar süregelmiştir. III. Selim ve yönetimdekiler Rusya İmparatorluğuna karşı kaybedilen savaşların değişim ve dönüşümü zorunlu kıldığını görüyorlar ancak Osmanlı toplumuna anlatmıyor, ikna etmiyor ya da anlatamıyorlar. Bundan başka Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki arazi mülkiyetine dair kanuni düzenlemeler (kadastro ve tapu) köyleri, köylülüğü etkileye gelmektedir. Maalesef Osmanlı devletine ait bazı araziler özel mülkiyete geçerken meşru, haklı, verimli işletilebilme ölçütlerinden çok kapanın elinde kalmıştır. Arazilerin vereseler, hissedarlar arasında bölüşümünde de verimlilik esası son yıllara kadar göz ardı edilmiştir. Osmanlı’da yaşanan devletten ya da devlet kaynaklarıyla verimli, etkin üretim, hakça bölüşüm değil lüks yaşam düşüncesi cumhuriyete de intikal etmiş günümüze kadar gelmiştir.

Y.T. : Yanlış kanuni düzenlemeler ya da doğru kanuni düzenlemelerin yanlış uygulanması.

A.B. : Evet. Almanya’nın nüfusu Türkiye kadar. En büyük şehri Berlin’in nüfusu 4 milyon değil. Tarım üretiminde arazi büyüklüğü verimlilik esasına göre düzenlenmiş, kooperatifçilik çalıştırılmış. Bir diğer husus sanayi tesisleri köy ve kasabalara dağıtıldığı için obez, şişman şehirler oluşturulmamış Köy ve kasabalarda üretilen sanayi ürünleri ihraç da edilebiliyor. 1914’te Beypazarı’ndan ihracat var, ihracat için uğraşan Müslüm, gayri Müslimler (Jean X. Eliasko) var. Ben şimdi Beypazarı’nda ihracatçı var mı bilmiyorum. Lafı uzatmadan köylerde, kasabalarda sanayi tesisleri kurulmadığı için hem Beypazarı merkezinden hem köylerinden yurtdışına, Bolu, Eskişehir, Ankara, İstanbul’a göçler yaşanmış, yaşanıyor. Ülkemizden ilk yurt dışına işçi hareketi 1950’li yıllara kadar geri gider.

Y.T. : Beypazarı doğurduğu evlatlarını besleyememiş, doğduğu yerden doyduğu yerlere göçmüşler öyle mi?

A.B. : Evet. Beypazarı nüfusu 1914’te 23.700. Bugün yaklaşık iki katı. Aradan bir yüzyıldan fazla zaman geçmiş. Türkiye ortalaması kadar artsaydı bugün Beypazarı’nın nüfusunun 130 bin civarında olması gerekirdi. Nüfusu artmayan, donan ya da azalan köy, ülke ya da şehirlerde genelde iktisadi ilerlemenin, refahın da artmadığı düşünülür.

Y.T.: Hocam ana başlıklar itibariyle özetleyelim.

A.B. : Geçmişte Beypazarı ve çevresinde kısmen önemli olan günümüzde mühim bir yeri olmayanları sıralayayım tiftik, yün, iplik, ipek böceği, yumurta, dokumalar (havlu, peşkir), pirinç, bal, balmumu, deri, haşhaş, armut, odun sobası, kamyon kasası, krom, kil, topraktan mamul testi, çömlek, tuğla, terzilerin Ankara’dan sipariş alması, vd. Geçmişte ve günümüzde yaş sebze ve meyve üretim ve satışı Arapların ham petrol ihraç etmesine benziyor. Ham satılıyor. Tenekeye, kâğıda, torbaya, kaseye, naylona, kavanoza, şişeye konulacak şekilde tüketiciye işlenmiş şekilde eriştirilmiyor.

Y.T. : Günümüze gelirsek.

A.B. : Günümüz ve gelecekte ferdi ticaretin, üretimin, esnaf faaliyetinin azalacağı, bazı ferdi işlerin ise nihayete ereceği tahmininde bulunabiliriz. Ev telefonu vardı, soba vardı, azaldı. Daktilo vardı, şimdi kullanılmıyor. Bakkal vardı çokça, şimdi azalıyor. Tüpçü vardı, azalıyor. İnternetten alışveriş attıkça, zincir mağazalar arttıkça ferdi ticarethaneler, mağazalar azalacaktır. Esnaf azalınca esnafa hizmet veren avukat, muhasebeci vd. hizmet sunanların sayısı da azalır. Dünyada, ülke ekonomisinde değişim ve dönüşüm Beypazarı lehine değil. Tarım devrimi, elektronik devrim yaşanıyor. Robotların, elektronik sistemlerin, yazılımların, mal ve hizmet üretimindeki payı artıyor. Değişim, dönüşüm çevremizdeki Güdül, Mihalıççık, Ayaş, Nallıhan, Kıbrısçık lehine de değil. Lehine olmamasının bir başka nedeni saydığım yerleşim yerlerinin Ankara nüfusu içinde çok küçük bir yer edinmesi. Ankara ili yöneticilerince dikkate alınmasına gerek görülmemesi. Ankara içinde kaybolup gitmesi, iktisadi sorunlarının dikkat çekmemesi. Bu saydığım yerleşim birimleri iktisadi olarak ilerlemese de Ankara ili kalkınmış sayıldığı için kalkınmış sayılmaları. Ankara merkezdeki üretim tesisleri Ankara ilçelerine, köylerine kaydırılmalıdır. Hem böylece Ankara rahatlar, obezleşmez.

Y.T. : Bizi neler bekliyor, gelecekte Beypazarı ve çevresinin iktisadi durumu ne olabilir?

A. B. : Trup, Merkel diyor ki şirket yöneticilerine yabancı ülkelere Polonya’ya, Çin’e vd. kaydırdığınız yatırımları, üretimi geri getirin. Biz de aynısını yapmalıyız. Beypazarı’nda bir tarım organize sanayi bölgesi oluşturma sürecine girmemiz gerekiyor Türkiye’deki, yurtdışındaki yatırımcı hemşerilerimizin de destek ve görüşlerini alarak bunu yapmalıyız. Oluşturulan tarım organize sanayi bölgesine Türkiye’ye dağılmış yurtdışına gitmiş hemşerilerimizi ziyaret ederek yatırım yapmalarını, üretim yapmalarını temine çabalamalıyız. Öncelikle işlenmeden yurtiçine sattığımız tarım ürünlerini ambalaja, şişeye, kavanoza, kartona, tenekeye yani son kullanıcıya, tüketiciye eriştirecek şekle sokmalıyız. Beypazarı çevresinde çok zengin madenler var bunları çevreye zarar vermeden işleyecek yatırımcılar bulmalı, davet etmeliyiz. Bir özel hastane, bir özel ilk, orta öğrenim birimi kurulmasına vesile olmalıyız. Açık öğretim sınavını acilen Beypazarı’na getirmeliyiz. Kısaca Beypazarı’nı ve çevresini Ankara’nın 5 milyon 500 bin nüfusunun gölgesinden, bu devasa nüfus içinde önemsiz görülmesinden kurtaracak her türlü girişim çocuklarımızın, torunlarımızın Beypazarı’nda çalışması ve dahi yaşamasına vesile olacaktır. Beypazarı’ndaki odalar Beypazarı’na yatırım çekecek bir ortam oluşturmaya gayret etmelidirler. Planlı, sistemli bir çalışma sergilemelidirler.

Y. T. : Sn. Hocam önerilerinize Beypazarı iktisadi gerçekleriyle, toplum gerçekleriyle bağdaşmadığı eleştirisi gelecektir.

A. B. : Önerilerimin gerçeklerle, realiteyle ne kadar bağdaşıp bağdaşmadığı görelidir. Beypazarı ve çevresinde iktisadi durumun çok iyi olduğunu her halde iddia eden yoktur. O halde bir iktisadi rahatsızlık, şikâyet varsa bir hekim gibi tetkik, teşhis ve tedavi uygulamak gerekir. Eleştirenler Beypazarı iktisadi meselelerini daha iyi tetkik, teşhis ve tedavi önerirlerse saygı duyarım. Bu öneriler doğrultusunda ilgili ve yetkililer doğru politika ve uygulama ile Beypazarı’mıza ve çevresine katkı sağlarlarsa saygı duyarım. Kimse tek başına mükemmel düşünemez ve dahi yapamaz. Unutmayalım hiçbirimiz hepimizden daha iyi düşünüp daha iyi uygulamayız.

Y.T. : Son olarak Safranbolu’da ve Beypazarı’nda yaşıyordunuz. İktisadi durumlarını karşılaştırabilir misiniz?

A.B. : Karabük ve Safranbolu birbirine eklenmiş. Karabük il olduktan sonra ilerlemiş. Aynı durum Kırıkkale, Düzce, Aksaray vd. il olan ilçeler için de geçerlidir. Organize sanayi bölgesi var. İhracat var. Üretim ve hizmet standartları Beypazarı’na göre çok yüksek. Gelir, refah seviyesi çok yüksek. Karabük ve Kırıkkale Cumhuriyet şehirleridir. İkisinin de var oluşu sanayiyle olmuş ve süre gitmektedir. Karabük köy bile değilken tren yolu istasyonu yakınında ufacık bir yerleşim yeriyken sanayi sayesinde önce ilçe sonra il merkezi olmuştur.

Y.T. : Sn. Hocam teşekkür ederiz.

A.B. : Ben teşekkür ederim. Kısa kesmek zorunda kaldık. Daha çok kişinin katkılarıyla daha genişçe meseleleri ele alabilseydik daha yararlı olurdu sanırım.

Beypazarı/ 09 Temmuz 2019 ©Tüm yayın hakları Ali Başaran’a aittir.

Diğer GENEL haberleri

  • PAYLAŞ

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir