Get Adobe Flash player

  • Ana Sayfa
  • »
  • NALLIHAN’IN KUŞU, BEYPAZARI’NIN HAVUCU

NALLIHAN’IN KUŞU, BEYPAZARI’NIN HAVUCU


Bir Ramazan Bayramını daha geride bıraktık.

Bayram tatili dokuz güne çıkınca tatil severlere ve turizmcilere gün doğdu.

Böyle uzun bayram tatillerinde ilk bir iki gün bayramlaşmalar yapılır. Mezarlıklar ve büyükler ziyaret edilir.

Sonra gelsin bayram gezmeleri…

Vatandaş olarak bizdeki bilmediğimiz yerleri gezip görme ve denize gitme anlayışları tuhaflıklarla doludur.

Yaşadığımız kasaba ve şehrimizde burnumuzun dibindeki güzelliklerden haberimiz olmadığından yüzlerce, binlerce kilometre ötelerde başka güzellikler ararız.

Dört bir tarafı deniz, tarih, kültür ve doğa güzellikleriyle dolu cennet mekân Türkiyemizi yeterince tanımadan kapağı Balkanlar’a, Yunan adalarına, Avrupa’ya veya Kafkas ülkelerine atarız.

Daha uzaklara gidenleri saymıyorum.

Bu son derece yanlış tatili anlayışına bu bayram önce kendimden başlayarak dur dedim.

 TÜRKİYE’NİN SAKLI CENNETİ

Bayram gezmelerimize önce Ankara’ya yakın yerlerden Nallıhan Kuş Cennet’inden başladık.

Lekesiz masmavi gökyüzünün altında yaz güneşinin kavurucu sıcaklığına aldırmadan çıktığımız yolculukta, yaklaşık 130 km uzaklıktaki Kuş Cenneti’ne henüz gelmeden başlayan harikulade doğa manzarası doğru yere geldiğimizi işaret etmişti.

Birkaç kilometre sonra hedeflediğimiz yere vardığımızda doğanın büyüleyici güzelliği karşısında öyle etkilendik ki çevreye bakmaktan gözlerimizi alamadık.

 Etrafı sazlıklarla çevrili göl üzerinde gezen kuşları farklı türdeki kuşları gözetlemek üzere Devlete ait Gözetleme Kulesi’ne girdik. 

Görevlinin verdiği dürbün ile leylekten kartala, karabataktan akbabaya kadar çok sayıdaki kuşun doğadaki yaşamlarını kısa süre de olsa gözlemleyebilmiş olmanın keyfini yaşadık.

Sarıyar Barajı’nı da besleyen gölün çevresi de en az göldeki kuşlar kadar etkileyici.

Gölün kuzeyinde bulunan Kız Teperi, gökkuşağını aratmayan rengârenk toprak katmanlarıyla tarifsiz bir güzelliği gözler önüne seriyor. Yerel gazeteci ve rehberimiz Hüseyin Tırıl`ın verdiği bilgiye göre; önceki çağlarda burada deniz varmış. Deniz çekildikten sonra bu manzara oluşmuş.

 

Verdiği bilgiler için rehberimize teşekkür ederek buradan ayrılırken,  böylesi bakir alanın bugüne kadar neden yeterince tanıtımının yapılmadığını kendimize sormadan edemiyoruz.

 BEYPAZARI KAYMAKAMLIĞI BELEDİYESİ GÖREVE

 Ankara ve ülkemizin saklı cenneti Nallıhan Kuş Cenneti’nden sonra dönüş yolu üzerindeki Beypazarı’na uğramadan geçemiyoruz.

Tarihi İpek Yolu üzerinde konuşlanmış şehrin, sağlı sollu yamaçlarında kurulu ahşap ve kerpiçten oluşan ünlü evleri tüm ihtişamıyla bizleri karşılıyor.

İnsan seli nedeniyle güçlükle adım atabildiğimiz daracık sokakların iki yanındaki tezgâhlarda yörenin ünlü tarım bitkisi havucun suyu sıkılarak satılıyor. Ayrıca neredeyle tüm meyvelerden oluşan rengârenk dönerler alıcılarını bekliyor.

Köy ürünlerinin, meslek yüksek okulunun da katkılarıyla yemek ve konaklama imkânlarının oldukça geliştiği gelişmekte olduğu tarihi şehrin en büyük derdi trafik.

Dar sokaklardan ağır aksak ilerleyen araçlar, çıkardıkları gürültü ve egsoz gazıyla etrafa zehir saçıyor.

 Gazetecilik refleksiyle işyeri sahipleriyle görüşerek, bu durumdan rahatsız olup olmadıklarını soruyorum. 

Hepsi ağız birliği etmişçesine; araçların akşam yediden sonra dolaşmalarının serbest olduğunu, gündüz saatlerinde dolaşmalarına ise anlam veremediklerini ifade ettiler.

Çarşı içinde dolaşırken karşılaştığım bir ajans muhabiri de bu sorunu paylaştığımda, o da aynı şeyi ifade ederek, kısa sürede çözülmesini istiyor.

Eee Anadolu’nun bu tarihi şehrini görmeye gelenler ve esnaftan yanlış trafik uygulamasından oldukça rahatsızsa sorunu çözmek yerel makamlara kalıyor.

Hadi bakalım: Beypazarı Kaymakamlığı ve Beypazarı Belediyesi göreve.

Gündüz saatlerinde araçların,  yayaları çiğneyerek Alaaddin Sokak’ta köylü ürünlerinin satıldığı kesimden geçmesini önlemek sizin işiniz!

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1521